Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Uyarı: Bu haberdeki kişiler ve olaylar tamamen gerçektir; algılarınızın ayarı ile oynamayın.
TBMM Mili Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kırıkkale Milletvekili Oğuz Kağan Köksal, İsrail`e tezkereden beter yaptırımlar uyguladıklarını ifade etti.
TV 8'de katıldığı bir programda konuşan TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kırıkkale Milletvekili Oğuz Kağan Köksal, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. İsrail için tezkere çıkartılmadığını ancak tezkereden beter yaptırımlar uygulandığını belirten Köksal, "Diplomatik ilişkilerimizi kestik İsrail ile. Uluslararası tüm yaptırımları uyguluyoruz. Tezkere tek başına bir yaptırım değildir. Yaptırımları destekleyen bir unsurdur. İsrail`e yeterince yaptırım uyguladığımız için tezkereye gerek duymadık" dedi.
Muhalefete "tezkere" suçlaması
Muhalefetin mazlumun değil, Esed`in tarafında olduğunu savunan Köksal, "Muhalefet tezkerenin ne olduğunu bilmiyor. Tezkere başka savaş başka bir olaydır. Muhalefet bilerek yanlış konuşuyor. Muhalefet yanlış muhalefet yapıyor. Her şeyi tenkit ediyor. İktidarın her yaptığına yanlış demek muhalefet yapmak demek değildir. Ortayı bulamadığı için her şeye itiraz ediyor AK Parti olarak Suriye politikasında düşüncemiz farklı. Bölgede huzur ve güveni sağlamak istiyoruz. Biz mazlumun yanındayız. Peki, muhalefet ne yapıyor? Onlarda Esed`in tarafında mı? Tarafsızım demek zalimin tarafını tutuyorum demektir" diye konuştu.
Haberi okuyunca uyarımızdaki haklılığı fark ettiniz değil mi? Tamamen bize özgü bir haber. İktidar sarhoşluğunun kişileri nerelere sürükleyebildiğinin kanıtı. Nedense aklıma Cesur Yürek filminden bir sahne geldi. Kral "Uzunbacaklı" Edward, William Wallace liderliğindeki İskoç ayaklanmasını bastırmak için oğlunu göndermeyi düşünür; ama Wallace’ın, oğlundaki dirayetsizliği görüp bütün ülkeyi almaya cesaretlenmesinden korkarak vazgeçer. Ben de inşallah bu haberi küresel emperyal güçler okumamıştır diye temenni ediyorum ama galiba sadece temenni olarak kalacak. Bu “değerlerimizi” gören batı sadece Suriye değil, bütün bölgenin ihalesini vermeye cesaret etmez mi? Daha da kötüsü komisyon başkanı milletvekili yalnız değil, sürecin aynı “duygusallıkla” parçası olan veya olmak isteyen yüzlerce milletvekili, STK, gazeteci, yazar, çizer, muhafazakar iktidar muhterisimiz var.
Gelelim TBMM Mili Savunma Komisyonu Başkanı milletvekilinin söylediklerine. Suriye’den beter yaptırım uygulanan “mazlum” İsrail’e acıyasım geldi. Bakalım neymiş bu “beter” yaptırımlar:
İsrail'le ticaretimiz arttı
Türkiye ve İsrail arasındaki ekonomik ilişkiler siyasi kriz tanımıyor
Türkiye ve İsrail arasındaki ekonomik ilişkiler siyasi kriz tanımıyor. Siyasi gerginliğe rağmen İsrail'in Türkiye'ye ihracatı 2011 yılında yüzde 42 artarak 1,85 milyar dolara tırmandı. Aynı şekilde Türkiye'den ithalatı da yüzde 20 artış göstererek 2,1 milyar dolar olarak gerçekleşti. Port2Port adlı internet sitesinin haberine göre geçtiğimiz Aralık ayında İsrail'in Türkiye'ye ihracatı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 51 arttı.
Türkiye'nin ticaret fazlasına sahip olduğu az sayıdaki ülkeden biri olan İsrail ile toplam ticaret hacminin de 4 milyar dolara ulaştığı belirtiliyor. İsrail'in benzer şekilde Arap komşuları Mısır ve Ürdün'e olan ihracatında da yüzde 26'lık bir artış sağladığı ifade ediliyor.
İhracat Enstitüsü'nün geçtiğimiz hafta yayınladığı belirtilen istatistiklere göre İsrail'in son 5 yılda ihracatını en fazla geliştirdiği ülkeler sırasıyla Çin, Hindistan, İngiltere ve Türkiye. Bu dönemde İsrail'in Türkiye'ye ihracatı yüzde 58 oranında arttı.
Bu da Dışişleri Bakanlığı’nın sitesinden; Suriye’den beter yaptırım uygulanan İsrail-Türkiye ilişkileri:
Türkiye-İsrail Ekonomik İlişkileri
Küresel ekonomik krizi en hızlı atlatan iki bölge ekonomisi olan Türkiye ve İsrail, en büyük ticaret partnerleri olan ABD ve AB’de krizin etkilerinin devam etmekte olması nedeniyle, doğal bir ticari ivme yakalamışlardır. 2008 yılında 3,4 milyar Dolar olarak gerçekleşen Türkiye-İsrail ticaret hacmi, 2010 yılında 3.1 milyar dolarlık seviyeyi yakalamış, 2011’in ilk çeyreğinde ise, 2010’un aynı dönemine kıyasla %40’lık bir artış ile 1 milyar Dolarlık bir hacme ulaşmıştır.
Bütün bu ağır! Yaptırımlar ile yetinmeyen Türkiye en büyük adımı İsrail’i uluslar arası arenada yalnızlaştırarak atacaktı. Gerçi siyasi gözlemciler her ne kadar 1948 yılında ABD’nin gayrimeşru çocuğu olarak doğan İsrail’in OECD üyeliğini en önemli kazanımı olarak görse de öyle olmadığı kısa sürede anlaşılacak, son darbeyi de yine Türkiye’den yemiş olacaktı!
Türkiye 'evet' dedi, OECD İsrail'i üyeliğe kabul etti
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), İsrail, Estonya ve Slovenya'nın üyeliğini kabul etti. Üç ülkenin 31 üyeli OECD'ye katılım müzakereleri 2007 yılında başlamıştı. Uzun süredir İsrail'in üyeliğine karşı çıkan Türkiye, Paris'te dün yapılan oylamada 'evet' dedi. Türkiye, böylece İsrail üzerinde denetimin artmasını hedefliyor. Kaynaklar, OECD üyeliğinin İsrail'i, başta Gazze olmak üzere işgal altındaki topraklarda daha fazla şeffaflığa zorlayacağını belirtti. Türkiye'nin OECD Temsilcisi Ahmet Erozan yaptığı konuşmada "İsrail, üyeliğinden doğan sorumlulukları eksiksiz olarak ifa etmek ve uluslararası hukuk ihlallerine son vermek zorundadır" dedi. İsrail Maliye Bakanı Yuval Steinitz, OECD üyeliğinin ülkesi için tarihi bir başarı olduğunu söyledi.
